Alaattin′in Sihirli Projesi

Yazan: Alaattin Akbulut

Mannar’dayız.

Burası bir balıkçı köyü. Eğer milyon dolarlık bir tutulma filmi çekecek ve bunu kurgulayacak olsak. Stüdyoda tıpkı burası gibi bir dekor yapardık. Harika manzarakar var. Kubilay için tutulma anı son derece önemli. Öyle ki rahatça uyuyamıyor bile. Sanırım onu anlıyorum. Eminim demiyorum çünkü o yaşta insanın içinde nasıl fırtınalar kopar çok iyi biliyorum.

Düşünün! Çok az kişinin yaptığı bir işi, en yüksek kalitede yapmak harika bir şey.

Oysa o hiç kimsenin yapamadığı bir işi çok iyi yapıyor. Ee daha ne olsun.

İç savaş olduğu ve yeterince konforlu turistik imkanlara sahip olmadığı için bizden başka hiç kimse Sri lanka’ya gelmemiş. Tabi ki bu durum için emek, bilgi, çaba, öz güven, istikrar, riskleri göze olmak ve tabii illaki şans gerekir.

 

İki kişilik bu dev kadroyla ( ve tabi ki Tony) tam bir sinerji oluşturduk. (ama hava hala bulutlu)

 

Havanın açılması ve açık kalması, tutulma anında okyanus balıklarından birinin yenmesi, rüzgarın hızının ayarlanması gibi basit konuların SECRET yöntemiyle halledilmesini ben üstlendim. Yani köyün yeni büyücüsü benim artık.

 

Kubilay ise ölçümleri makine testleri saat ayarlamaları çekim ve tutulma-izleme araçlarının senkronizasyonu ile benim yapacağım kamera arakası çekimlerinde çekim pozisyonları zamanlamaları açıları ve çekim planlarının belirlenmesi işlerini üstlendi. Birgün önce çift prova yaparak gideceğim uç noktalara kazıklar çakarak açılarımız yerinden ve zamanlama hesaplarından emin olduk.

 

Tutulma günü. MANNAR.

Başardım oldu işte. SECRET çalıştı. Hava pırıl pırıl. Masmavi. Balığı ayarlamam için kaç dakikam olduğunu sorduğumda 40 demişti oysa tutulma başlamıştı bile. Alelacele 2 kg bir baraquda satın alıp köylülerden birinin safran ve coconat yağıyla pişirmesini sağladım. Seramony tamamlandı O balığı tadarken keyfini gömek gerekirdi baraquda domates ve soğan. Harika kombinasyon…

Tutulmanın 15 dakikasını kaçırmamızın pek de önemli olmadığını halkanın birleştiği o anda anlamıştım. Gözleri;Çok istediği bir oyuncağı hediye almış olan, ilkokula yeni başlamış bir çocuğunki gibi parlarken, yüzünde oluşan harika bir ifadeyle… Güneşe ve sonrasında bana doğru bakarak ağzından şu kelimele döküldü.

 

--SAĞOL, SAĞOL, ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM ve harika bir kahkaha…..

 

Kime hitab ediyor bilmiyordum ama o an gerçekten önemli hissettim kendimi.

ARTIK BEN DE GERÇEKTEN ÇOK ÖNEMLİ BU ŞEYİN PARÇASIYDIM...