Gökyüzü Fotoğrafçılıgı

Sonsuz boşluğun türlü halleri, sadece profesyonellerin değil amatör fotoğrafçıların da kaydedebileceği eşsiz manzaralar sunar.

Ay evrelerini fotoğraflarken,atmosferin olumsuz etkilerinden kurtulabilmek için, mümkün olduğunca Ay en tepedeyken çekim yapılmalı. Ay her gün yaklaşık 50 dakika daha geç doğar. Bu nedenle saat kaçta tam olarak nerede olacağı kolaylıkla hesaplanabilir. Ay’ın yeryüzü şekilleri gün doğumu ve batımında daha belirgin hale gelir; her evrede günbatımı ve doğumu anlarında kraterler daha belirgin bir hal alır. Örnek fotoğraftaki Ay evrelerinde Dolunay’dan Yeniay evresine kadar f:8 diyafram kullanılarak, sırasıyla 500 ensantaneden 15 enstntane aralığına kadar yapılan çekimlerle bir seri oluşturululdu.

Galileo, bundan 400 yıl önce, 1609’da teleskobunu gökyüzüne çevirdiğinde insanlığın gözleri önüne daha önce hiç fark edilmemiş bir evren koydu. Gökbilimde bir milat sayılan bu olay, Uluslararası Astronomi Birliği’nin önerisiyle UNESCO tarafından”Dünya Astronomi Yılı 2009 (DAY2009)” ilan edildi. Galileo’nun kendisinin imal ettiği teleskopla göğe bakması, sadece gökbilim için değil, gökyüzü fotoğrafçılığı için de bir başlangıç noktası sayılır. Günümüzde profesyonel gökyüzü fotoğrafçıları gelişmiş takip mekanizmasına sahip teleskoplar ve gök cisimlerini görüntülemek için özel olarak tasarlanmış CCD kameralar yardımıyla fotoğraflar elde ediyorlar. Tabii ki gökyüzünün sonsuzluğu sadece bu profesyonel ekipmana sahip fotoğrafçılara açık değil. Bu işle amatör olarak ilgilenenler de önemli gök olaylarını fotoğraflayarak bilimsel çalışmalara katkıda bulunabiliyorlar. Sadece pozlama süresi ayarlanabilir bir fotoğraf makinesiyle yapılabilecek şeylerin sayısı bile neredeyse sınırsızdır. Dünya kendi ekseninde, Ay Dünya’nın etrafında, Ay ve Dünya da Güneş çevresinde milyarlarca yıldır dönüp durmakta. Binlerce yıldır insanlık gökyüzündeki bu döngüye çeşitli anlamlar yüklüyor. Bu döngü sırasında zaman zaman kesişen yörünge düzlemleri tutulmaların oluşmasına yol açar. Kimi zaman uzayda başıboş gezinen göktaşları atmosfere girer ve yanarak yok olur veya bir kısmı yeryüzüne ulaşır. Halk diliyle yıldız kayması yaşanır. Bazı dönemlerde ise Güneş sisteminde belirli periyodlarda dolanan kuyruklu yıldızlardan arta kalan tozlar, Dünya atmosferine girerek yanmaya başlar ve meteor yağmurlarına neden olur. Geceleri ışık kirliliği olmayan yerlerde bu olaylara tanıklık etmenin keyfi bambaşkadır. Bu konuda anlatılacak fotoğraflar, gökyüzünde meydana gelen farklı durumları örnekliyor. O görüntülerin ne zaman ortaya çıktığı ve fotoğrafların hangi yöntemle elde edildiği de anlatılıyor.

AYIN KARANLIK YÜZÜ

Ay, Yeniay evresine yakınken Dünya’dan yansıyan Güneş ışığının Ay’ın karanlık yüzeyini aydınlattığı görülür; tıpkı dolunaylı gecelerde Ay’ın yeryüzünü aydınlatması gibi. Eğer f:2.8 diyaframda fotoğraf 4 ile 8 saniye arasında pozlanırsa, Ay’ın bu alacakaranlık bölgesi de görüntülenebilir. Daha uzun süreli pozlamalarda Ay ve Dünya’nın hareketleri nedeniyle net bir görüntü oluşamaz. Mümkün olabildiğince temiz, nemsiz ve serin atmosfer koşullarında çekim yapılmaya dikkat edilmelidir. Bu sayede fotoğrafın görüntü kalitesi artar.

YILDIZ İZLERİ

Gökyüzü fotoğrafçılığında herkesin kullanabileceği bir teknik de uzun süreli pozlama. Bir tripod kullanarak herhangi bir SLR makineyle 40-50 dakika veya daha uzun süreli pozlamalarda, Dünya’nın dönme hareketi sonucunda oluşan yıldız harektlerini tek bir kare üzerinde görebilmek mümkün olur. Bu teknikte dikkat edilmesi greken en önemli unsur, çekim yapılan yerin ışık kirliliğinden uzak bir nokta olması. Uzun süreli bu pozlamalarda şehir ışıkları yıldızların ve karanlık gökyüzünü olumsuz etkiler. Komposizyonun ön tarafında bir ağaç veya tarihi bir yapı yer alırsa daha etkileyici sonuçlar elde edilir. Eğer ışık kirliliğinden fazla uzaklaşma şansı yoksa, görüntüde şehrin ışık kirliliği çıkmayacak kadar süre vererek (yaklaşık 70 - 80 saniye) çekim yapılabilir. Bu yöntemle 100-150 kadar fotoğraf çekilip arkasından Photoshop veya benzeri bir programla bu kısa süreli ard arda çekilmiş fotoğraflar birleştirilerek de yıldız izleri ortaya çıkarılabilir. Bu teknikle çekim yaparken bir göktaşı veya o sırada geçen bir uçağın izi de bir sürpriz olarak kadraja girebilir; tıpkı bu fotoğrafta olduğu gibi.

Yer-Ay düzlemi, yer-Güneş düzlemine göre yaklaşık beş derece eğik. Öyle olmasaydı her ay mutlaka bir kez Ay Tutulması meydana gelirdi. Ay, yerin gölgesine girmesiyle beraber gittikçe kararmaya başlar. Bu kararma bir süre sonra yerini kızıllığa bırakır. Bu kızıllığın sebebi Güneş ışınlarının yer atmosferinden geçerken kırılmasıdır. Atmosferde kırılan Güneş ışığında uzun dalga boyları (kırmızı) dışındaki diğer renkler daha çok soğurulur ve saçılır. Bu yüzden Ay, kızıl bir renk alır. Ay’ın Dünya’nın gölgesine girmesiyle oluşan bu gök olayını görüntülemek için Ay’ın tutulma saatlerini iyi bilmek gerekir.

Dolunay evresinde gerçekleşen Ay tutulmaları, Ay’ın Dünya’nın yarı gölgesine girmesiyle başlar. Normal zamanlarda Dolunay evresi f:8 diyafram ve 500 enstantanede görüntülenirken; yarı gölgedeki ışık oranı bir miktar azalığından, pozlama 250 enstantaneye kadar düşülür. Ay’ın tam gölgeye girmesiyle beraber üzerindeki ışık oranı gittikçe azaldığından kademeli olarak poz süresi artırılmalı. Ay’ın kapanma evrelerini görüntülemek için 15 enstantaneye kadar çekim devam ettirilir.

Ay, Dünya’nın gölgesine tamamen girmek üzereyken, Dünya’nın atmosferinden kırılarak geçen kızıl ışık Ay’ın gölgede kalan bölgelerini bakır rengi bir renge boyar. Bu tonu elde etmek için 15-20 saniye kadar daha uzun süreli pozlamalara ihtiyaç duyulur. Ay’ın tam gölgeden çıkmasıyla beraber bu işlemler ters sırasıyla uygulanarak Ay tutulması çekimi sona erdirilir.

ELMAS YÜZÜK

İkinci temasın başlamasıyla, yani tam tutulmanın başlangıcı ile bitişi sırasnda, Güneş’i kaplayan Ay’ın kenalarında birkaç saniyeliğine, boncuğa benzeyen parlamalar görülüyor. Bu parlamalar Güneş’in son ışınlarının Ay yüzeyindeki kraterlerin arasından geçmesiyle oluşuyor. İlk kez İngiliz Astronom Francis Baily tarafından tanımlandığı için boncuklar onun adıyla anılıyor. Bu birkaç saniyelik geçiş süresinde Güneş ışınları Ay’daki tek bir krater aralığından geçtiğinde “Elmas Yüzük” adıyla tanımlanın efekt oluşur. İkinci temasa geçerken artık Güneş’in ışık şiddeti azalır. Çekime devam edebilmek için Güneş filitresinin çıkarılması gerekir. Bu aşamada objektifin “f” diyafram değerini bilmek de çok önemli. Baily Boncukları efekti ancak doğru diyafram ve pozlama değerlerinde elde edilebilir. Örneğin 100 ISO’luk bir film kullanarak f:11 diyaframlı bir teleskop veya objektifle 1/2000 esntantanede çekim yapılırsa “Baily Boncukları” efekti görüntülenebilir. Side Apollon Tapınağı’nda 29 Mart 2006’da çekilen bu fotoğraf ilginç bir tesadüfü belgeliyor.

Üst üste çekilen bu iki fotoğrafın ilkinde Elmas Yüzük efektini oluşturan ışıma rahatlıkla seçiliyor. İkinci karede ise, ilk karede yüzük tarafından kapatılan Güneş üzerindeki hidrojen patlaması görünür hale geliyor. Fotoğraflar dijital SLR makineyle, 600 mm. objektif ve 100 ISO değerinde film kullanılarak kaydedildi.

 

Güney Afrika Messina’da 4 Aralık 2002’de gerçekleşen tam Güneş tutulması.

Tam Güneş Tutulması çekimi kabaca hazırlık ve çekim olarak iki aşamalı düşünülebilir. Hazırlık aşamasında film, filitre, objektif ve fotoğraf makinesinde doğru tercih yapmak büyük önem taşır. Tercih edilen ekipmanın nasıl sonuç vereceğini bilmek ise doğru görüntüye ulaşabilmek önem taşır. Çekimde kullanılacak objektifin ya da teleskobun yaklaştırma oranını iyi bilmek de gerekir. Böylelikle Güneş’in fotoğraf karesinde kalması sağlanabilir.

Bu fotoğrafta doğru Güneş filitresi kullanmak önemlidir. Plastik büyütecin Güneş ışığını kullanarak bir kâğıt parçasını nasıl yakabildiğini herkes bilir. Bu yüzden, kullanılacak sıradan bir objektifle Güneş’e bakmanın gözlere vereceği zararların dönüşü olmadığı akıldan hiç çıkarılmamalı. Örnek fotoğrafı çekmek için “Güneş filitresi” kullanıldı. Güneş’in görülebilen yüzeyine ışıkküre deniyor. Yine Güneş’in en dışındaki taçkatman, ışıkkürenin milyonda biri parlaklığında bir alan. Taçkatman ile ışıkküre arasında renkküre yer alıyor. Taç katmanın Güneş’ten uzaklaştıkça ışık şiddeti azalıyor; bu nedenle bu katmanın genelini gürüntüleyebilmek için pozlama sürelerini aşamalı olarak düşürmek gerekiyor. Böylelikle renkküreden başlayıp taçkatmanın her bölümünü görüntülemek mümkün oluyor.

Olası sarsıntıları engellemek için sehpa şart. Eğer yüksek büyütme gücüne sahip bir objektif veya teleskop kullanılıyorsa en küçük sarsıntılar bile net kareler oluşturmayı engelleyecektir. Aynı şekilde takip sistemi olan bir teleskop kullanılıyorsa, Dünya’nın dönüş hızına denk gelen bir hızda teleskopu ters yönde hareket ettiren sistem kurup ayarlarını geceden çok iyi yapmayı unutmamak gerekiyor. Mümkün olan en düşük ISO değerine sahip filmeler tercih edilmeli. Net görüntüler çekebilmek için, ISO 400 çıkılabilecek en yüksek değer kabul edilebilir.

İkinci temasın birkaç saniye sonrası Ay Güneş’i tamamen kapatmış olur. Bu evrelerde yine 100 ISO filmle ve f:11 sabit diyafram değeriyle çekime devam ettiğimizi varsayarlım: Pozlama süresi 1/2000 ve 1/1000 olursa, her fotoğraf çekiminden sonra sırasıyla Elmas Yüzük, Baily Boncukları ve renkküreyi; 1/500, 1/250, 1/125, 1/60’tan 8 saniyeye kadar da tüm enstantane değerleri sırayla düşürülerek çekim yapıldığında, Taçkatmanın farklı bölgeleri görüntülenebilir.

PARÇALI TUTULMA

Tutulmalar her zaman tam tutulma şeklinde gerçekleşmez. Bu örnek fotoğrafta olduğu gibi, kimi zamanlar parçalı tutulma da görülebilir. Hiçbir güneş filitresi ve benzeri ekipman kullanmadan sadece lensteki kırılmanan etkisiyle tutulmanın o anki evresi geçen bir uçakla beraber görüntülendi.

AY’IN 27 BUÇUK GÜNÜ

Doğudan batıya doğru hareket eden Ay, her dört dakikada bir boy ilerliyor. Bu şekilde Ay, Dünya etrafındaki turunu gerçekte 27 buçuk günde tamamlıyor. Ne var ki bu tur Dünya’dan 29 buçuk gün izlenebiliyor. Ay’ın ilerleyişini gösterebilmek için aynı fotoğraf, çoklu pozlama teknikleri yardımıyla, üst üste 13 defa pozlanarak çekildi.