4 Aralık 2002 Tam Güneş Tutulması / Güney Afrika

 

11 Ağustos 1999 yılında gerçekleşen Tam Güneş Tutulmasını Ege Üniversitesi  Astronomi Bölümü ile Elazığ Harput'ta görüntülemiştik. Bu benim ilk Tam Güneş Tutulması tecrübem olmuştu. Güneş Tutulması sırasında bu mucizevi olay karşısında çok etkilenmiştim ve o an karar verdim. Tam Güneş Tutulması nerede olursa  gidip bu büyüyü bir daha yaşamalıydım.  

 

4 Aralık 2002 yılındaki Güneş tutulmasını  Atlas Dergisi için görüntülemek üzere Güney Afrika'ya gitmiştim. Bir ay kadar öncesinden bölgeye Afrika'da tutulma hattındaki insanların yaşantılarını ve etkinliklerini fotoğraflıyacaktım.

 

 

 

Tutulmadan 5 gün önce Messina kentine gelmiştim. Nadir görülen bu gök olayı 4 Aralık 2002'de güney yarıkürede gerçekleşecek, Angola, Bostvana, Zimbabve, Güney Afrika, Mozambik ve Avustralya'dan gözlenecekti. Olaya tanık olabilmem için verileri iyi değerlendirmem gerekmişti. Avustralya tutulma hattının sonunda yer alıyordu, tam tutulma süresi 30 saniyeydi. Bu nedenle  Avustralya yerine Afrika'da karar kılmıştım. Tutulmanın ilk görüleceği yer Angola'ydı ve burada tam tutulma süresi 49 saniyeydi. Tutulmanın son görüleceği yer ise Mozambik'ti, süre 1.32 saniye. Fakat Mozambik'te okyanusa yakınlığından dolayı nem oranı yüksekti. Bu durum tutulma anındaki ani ısı düşüşüyle puslanma ve bulutlanmaya yol açabilirdi. Güney Afrika  bu koşullarda en ideal yer olarak görünüyordu. Hem süre uzun hemde iklim görece daha uygundu. Çözümlemem gereken bir sorun daha vardı; Güney Afraka'nın neresi? Kruger National Park iklim bakımından iyi görünüyordu fakat vahşi yaşam yüzünden kamp kurmaya pek uygun değildi. Daha batısı da yağmur ormanlarının etkisiyle yılın büyük bölümünü bulutlu geçiriyordu. Sonunda en uygun yerinh Kalahari Çölü'nün sıcak ve kuru ikliminden etkilenen Messina kenti ve çevresi olduğu yargısına vardım.

 

 

 

Limpopo eyaletinin düzenlediği tutulma festivali de kente vardığım bu gün başlamıştı. Güney Afrika'nın birçok yerinden gelen kabile dansçıları gruplar halinde gösteri yapıyorlardı. Bunlardan biri de Zululardı; yüzü aşkın erkek dansçı ağızlarında üflemeli çalgılarla güneşi sembolize eden daireler çizerek dans ediyorlardı. Çok etkilenmiştim. Bu kadar çok ve çeşitli üflemeli çalgıdan çıkan ses havada büyülü ttitreşimler yaratıyordu. Oysa sadece aynı ezgi tekrar ediyordu. Dikkatimi dahada verdiğimde fark ettim ki her çalgıdan sadece bir nota çıkıyordu. Bu tek tek notalar sırasıyla bu büyülü ezgiyi oluşturuyordu. Bir kadın grubu ise Venda Dili'nde şarkı söyleyip davul çalıyor ve dans ediyordu. Yarıdan fazlasının sırtında beş altı aylık bebekler vardı ve bebekler bu durumdan memnun görünüyorlardı.

 

 

 

Tutulma günü yaklaştıkça izlemek için binlerce insan bölgeye akın etmeye başlamıştı. Kamplarda veya pansiyonlarda yer bulmak imkansızdı. Hatta Yol üzerindeki ağaçlardan birinin altı bile boş değildi. Gece 30 gündüz 55 dereceyi bulan çöl sıcaklığında bu hiçte çekilir değildi. Issız olan heryer insanların akınına uğramıştı. İnsanlar festivalleri izlerken bir yandanda ufukta akbabalar gibi gezinen bulutlara bakarak yorum yapıyorlardı. Tutulmaya iki gün kalana kadar hava raporlarına ulaşabiliyordum. Son iki gün böyle şansımın olmayışından dolayı işim sürprizlere kalmıştı. Tutulmadan önceki gün tek bir bulutun kalmayışı harkesin yüzünü güldürmüştü.

 

 

 

Son gün uzun uğraşıların ardından keşfettiğim Zimbabve sınırındaki Limpopo Nehri kıyısına ulaştım. Kurumuş nehir yatağının Zimbabve sınırını oluşturan bölümünü metrelerce eninde tel örgü ve uyarı levhaları kapatıyordu. Messina'nın 60 kilometre uzağında olduğumdan pek insan yoktu.

 

Nihayet hava karardı.Gece boyunca ayarlamalardan sonra teleskopumu kurdum ve binlerce yıldızın altında beklemeye başladım. Ancak benim için sıradışı bir durum söz konusuydu. Türkiye'nin veya Kuzey yarıkürenin herhangi bir yerinde teleskopa, çekim ya da gözlem yapılacak yerin enlemine göre eğim verir ve gece Kutupyıldızı'na yönlendirirdim. Böylece kuzey güney yönlerini neredeyse kusursuz bulurdum. Sonraki aşamada da Dünya'nın dönüş yönünün tersine hareket ettiren takip motorunu çalıştırır ve gök cisimlerini teleskopun görüş alanına sabitlerdim. Ancak güney yarıkürede Kutupyıldızı görülemiyordu. Dahası Kutupyıldızı gibi yön bulmada referans alınabilecek bir yıldızda bulunmuyordu. Bu nedenle gece pusulalarla yaklaşık olarak kuzey güney yönlerini buldum. Gece karanlığında ayarlama yapmak epey zordur. Ama el fenerini açmakta başlı başına bir problemdi. Işığı gören böcekler teleskopun başına hücum ediyorlardı. Ufacık böcekten ne olur denilecek cinsten böcekler değildi bunlar. hayatımda gördüğüm en büyük sivrisineklerle bu ayarlamalar sırasında tanıştım. Uzun süren ayarlamalardan sonra herşey mükemmel gidiyordu. Ne bir bulut ne bir aksaklık sadece biraz böcek o kadar.

 

 

 

Birkaç saatlik uykudan sonra gözler gökyüzüne çevrildi. Olamaz!  Gökyüzü bulutlanmaya başlamıştı. Hemen havanın açık gibi göründüğü Zimbabve'ye geçme şansını düşündom. Sınır kapısı 80 kilometre uzaktaydı ve tutulmaya bir saat vardı. Anında vazgeçtim. Ardından rahatlatan bir haber geldi. Mozambik'in büyük kısmı ve Güney Afrika'nın Messina dışındaki her yeri yağmur altındaydı; bizimki kötünün iyisi olmuştu.

 

 

 

İlk temas 07.12 de başlamasıyla bulutsuz yer kalmamış sayılırdı. Moraller alt üst olmuştu. Bulutların arasından Ay'ın Güneş'i yavaş yavaş kapadığı görülebiliyordu. Her gördüğümde bir yada iki fotoğraf ancak çekebiliyordum. Tam tutulmaya 4 dakkika kalmıştı ki simsiyak bir bulut güneşin önüne geldi ve durdu. Umutsuzca son filmlerimi değiştirirken çok güçle bir rüzgar esmeye başladı. Çöl kumlarını gözlerimin , saçlarımın ve ekipmanlarımın her yerine doldurdu. Moralim dahada bozulmuştu. Ama morali tek bozulan ben değildim. Rüzgar o simsiyah bulutunda moralini bozmuştu. Bulut yön değiştirmişti. Güneşin önü açılmasından bir iki saniye sonra tam tutulma başladı. İnanılır gibi değildi. Bütün gökyüzü kapalı sadece bizim bulunduğumuz alan açıktı ve tutulmada o anda gerçekleşiyordu. İşte herşey ordaydı. Sırasıyla Baily boncukları,elmas yüzük ve taç katman...

 

Teleskopumu toplayıp Messina'ya doğru yola çıktım. Toprak yolda ilerlerken bir baobab ağacının altında anneleriyle oturan iki çocuk gördüm ve durdum. Vendalı ailenin fotoğraflarını çekerken tutulmayı izleyip izlemediklerini sordum. Çocuklar gülümserken anneleri araya girdi "evet gördük. Çok güzeldi. Burada bir sonraki tutulma ne zaman olacak?" Yanıt için bir an duraksadım."2030" dedim Çocuklara anlamadığım bir dilde birşeyler söyledi ve bana "daha çok varmış" dedi."Siz hangi ülkeden geldiniz?"   Türkiye'den geldiğimi ve Güneş Tutulması için burada olduğumu öğrenince şaşırdı. "Sadece bir dakika için mi o kadar uzaktan geldiniz?" Gülerek: "Evet, sadece bir dakika için"

 


 

4 Aralık 2002 "Tutulma Avcıları Güney Afrika" Projesi Resmi Sponsorları